Aldatmanın Analizi

Yazılı ve görsel basında sıkça duyulan, çoğu zaman evliliklerin ve romantik ilişkilerin bozulmasına neden olan aldatma bilgi edinilmesi zor bir konu olduğundan 1990’lara kadar yeterince sistematik ve kuramsal bir anlayışa sahip olunamamıştır (Atkins, Baucom, Jacobson, 2001). Aldatmanın yapısı, aldatan ve aldatılanın bu olayı gizli tutmak istemesi bunun nedeni

olabilmektedir. Araştırmacılar aldatmayı farklı tanımlamakla birlikte var olan çift ilişkisinde üçüncü kişinin devreye girerek bu sisteme zarar verdiği konusunda hemfikirdirler. Aldatma; “bağlılık ilişkisi içindeki bir kişinin, birincil olan bu ilişkisi dışındaki bir kişi ile güveni zedeleyici ve/veya üzerinde uzlaşılmış normların ihlal edildiği, romantik, duygusal ve cinsel yakınlık içeren bir birliktelik” olarak tanımlanmıştır (Blow ve Hartnett, 2005; Akt; Demirtaş ve Tezer, 2013). Başka bir ifadeyle aldatma, partnerler arasındaki anlaşma ve güvenin, başka bir bireyin duygusal, cinsel ya da romantik biçimde ilişkiye dahil olmasıyla bozulması olarak tanımlanabilir (Hall ve Fincham, 2006).babaa

Alan yazın incelendiğinde aldatma konusunu önemli kılan nedenler şöyle sıralanmaktadır: Aldatmanın; evlilik birliğine ve eşlere zarar vermesi, kişileri sosyal ve psikolojik olarak tehdit etmesi, boşanmaya yol açması, bireyi kendisine ve çevresine karşı öfkelendirmesi (Bies ve Tripp, 2005; Jones ve Burdette, 1994; Topkara, 2011). Aldatma konusunun bu denli öneme sahip olmasıyla insanların neden aldattığı merak konusu olmuştur.
Psikoanallitik ve sosyolojik alan yazına göre birey, aşk ve sevgi tatminini başka bir eşte, cinsel tatmini ise başka bir eşte yaşama eğilimindedir. Bunun nedeni olarak da ahlaki miras gösterilir. Şöyle ki çocuk yetiştirilirken aşk olumlu, cinsellik olumsuz olmak üzere aşk ve cinsellik iki farklı element olarak öğretilir. Yetişkinlikte bu iki elementi birleştirmesi aynı kişi üzerinde bu ikisini yaşaması beklenir. Bireyde bu ikisini farklı kişilerle yaşama eğilimindedir (Weil, 1975).
Kişisel gelişim modeline göre ise, bireyler yalnızca evliliklerinden mutsuz oldukları için değil, bazen de kendilik değerlerini geliştirmek ve kendilerini keşfetmek için farklı partnerlere yönelebilirler (Thompson, 1984).
Kadınların iş hayatında daha aktif yer alması, erkekler ile kadınların aynı iş ortamında uzun süre bulunması araştırmacıları kadın ve erkeklerin bir arada çalışmasının evlilik
ve ilişkiler üzerinde etkisini incelemeye yönlendirmiştir (McKinnish, 2007; Svarer 2007). İşortamında bir arada bulunan kadın ve erkeklerin yeni alternatiflerle tanışması daha kolaydır (Kuroki,2013). McKinnis (2007), yaptığı çalışmada karşı cinsle bir arada çalışanların daha çok boşandığını, bunun nedenlerinden birisinin yeni alternatiflere yönelik algının değişmesi ile devam eden evliliklerinden memnuniyetsiz ve doyumsuz hissedilmesi olabileceğini belirtmiştir. Karşı cinsle bir arada çalışan erkeklerin aldatma olasılığı ise kadınlara oranla daha yüksek bulunmuştur ( Kuroki, 2013).
Aldatmanın ortaya çıkma nedeni kadın ve erkeklerde farklı görülmektedir. Erkeklerin aldatma nedeni daha çok ilişkilerinin hayal ettiği gibi gitmemesi, çevrelerinde ciddi ilişki istemeyen kadınların var olması, heyecan arama isteği ve cinsel tatminsizlik olarak sıralanabilir. Kadınların aldatma nedeni ise duygusal olarak ihmal edilme, heyecan arayışı, romantizm isteği, cinsel tatminsizlik, zengin ve statü sahibi biriyle olma isteği olarak sıralanabilir (Norment, 1998). Aldatma genel anlamda ilişkinin bozulması, ilişkide yaşanan stresli durumlar ve ilişkinin artık devam etmesindeki zayıflıkla bağdaştırılmıştır (Allen ve arkadaşları, 2005).
Hangi şartlar altında olursa olsun aldatma kabul edilemez bir davranış olarak tanımlandığı halde; evliliklerinin bir döneminde kadınların % 40 tan fazlasının erkeklerin ise % 50 den fazlasının evlilik dışı ilişki yaşadıkları belirtilmiştir (Atwood ve Seffier, 1997). Aldatma, evliliklerin ve romantik ilişkilerin bozulmasına neden olan en büyük etkenlerden birisi olarak literatürde farklı değişkenlerle ilişkili olarak genişçe yer almaktadır. Aldatma genel anlamda ilişkinin bozulması, ilişkide yaşanan stresli durumlar ve ilişkinin artık devam etmesindeki zayıflıkla bağdaştırılmıştır (Allen ve arkadaşları, 2005).

aldatmak_371587Cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, dinsel yönelim gibi demografik özellikler, ilişkiye olan bağlılık, evlilik doyumu gibi ilişkiye yönelik değişkenler ile aldatma arasındaki ilişkinin birçok araştırmanın konusu olduğu görülmektedir. Yapılan bu derleme çalışmasında ise aldatma, ilişkili değişkenleri ile ele alınarak açıklanmaya çalışılmıştır.
CİNSİYETCinsiyetin aldatma ile ilişkisi en çok incelenen demografik değişkenlerden birisi olduğu görülmektedir. Cinsiyet ve aldatma ilişkisini inceleyen çalışmalar erkeklerin kadınlara oranla daha çok evlilik dışı ilişki yaşadığını göstermektedir (Buss ve Shackelford,1997; Buunk, 1980; Choiet ve ark., 1994). Bunun nedenleri EMI(?) nin erkeklerce toplumsal bir şekilde görmezlikten gelinmesi, kadınların kültürel anlamda cinsel obje olarak gösterilmesi, erkeklerin güç ve zaferi seks yoluyla araması ve bu konudaki hassasiyeti, erkekler üzerindeki kariyer baskısıdır. Bu nedenler erkeklerin kriz boyutuna ulaşana kadar evlilikte kendi duygu ve hislerini görmezlikten gelmelerine yol açmaktadır (Lusterman, 1997, ark; Allen ve ark, 2005).

Gloss ve Wright (1985) ise evlilik dışı ilişkiler ve evlilik doyumunda cinsiyet farklılıkların rolünü incelemiş, erkeklerin daha çok cinsel yönelimli, kadınların ise duygusal yönelimli evlilik dışı ilişkiler yaşadıklarını belirtmişlerdir. Aldatmanın sonuçlarına yönelik tutumlar cinsiyet açısından karşılaştırıldığında ise, kadınların evlilik dışı ilişki yaşaması daha fazla boşanma ile sonuçlanırken (Betzig,1989), erkekler evlilik dışı ilişki yaşadıkları zaman kendilerini daha az suçlu ve haklı görmektedirler (Spainer ve Margolis, 1983). Ayrıca, kadınlar duygusal, erkekler ise cinsel aldatılmaya maruz kaldıklarında daha çok sıkıntı yaşamaktadırlar (Abraham, Somer, 2001). Biyolojik olarak bakıldığında bile aldatma karşısında kadın ve erkek beyinlerinin farklı bölgelerinin aktive olduğu görülmektedir (Takashi ve ark, 2006). Erkeklerin daha çok cinsel ve saldırgan davranışlardan da sorumlu olan amigdala ve hipotalamus gibi beyin bölgeleri aktive olurken, kadınların beyinlerinin arka üst şakak bölgesi aktive olmaktadır.
YAŞ-EĞİTİM DÜZEYİ Yaş ve eğitim düzeyi ile aldatma ilişkisine yönelik araştırma sonuçları tutarsızlık göstermektedir. Eşlerin yaşı ile aldatma arasında ilişki bulunmadığını, her yaşta aldatma yöneliminin olabileceğine yönelik araştırmalar bulunurken (Greenve Sabini, 2006) genç yaştaki eşlerin aldatma olasılığının daha yüksek olduğunu belirten araştırmalarda bulunmaktadır (Choi ve ark., 1994; Treas&Giesen, 2000). Araştırmaların bir kısmı eğitim düzeyi ile aldatma oranları arasındaki ilişkinin pozitif ancak düşük korelasyonlu olduğunu yani eğitim düzeyi arttıkça aldatma oranının arttığını gösterirken (Buunk, 1980; Træen&Stigum, 1998), Choive ark.(1994) aldatma oranlarının eğitim seviyesitumblr_o8lq9etfwj1r8qlrro2_1280 düşük olanlarda daha yüksek olduğu sonucuna varmışlardır. Diğer bir araştırmada yaş ve eğitim düzeyi ile aldatma olasılığı arasında ters bir orantının olduğu belirtilirken,, ikinci evliliği gerçekleştirmek ile aldatma arasında doğru bir orantı tespit edilmiştir (Whisman,M.,A.; Snyder, D.,K., 2007). İlişki dışı birlikteliği kesin bir şekilde gösteren bağımlı değişkenin yaş olduğunu vurgulayan ilk araştırmada Owen ve arkadaşları, daha yaşlı bireylerin daha fazla ilişki dışı birliktelik yaşadıklarını bildirmişlerdir (2013).

EVLILIK DOYUMU Evlilik doyumu eşlerin ilişkilerine yönelik öznel değerlendirmeleri ile ilişkili bir kavramdır (Vaughn ve Baier, 1999) ve çiftlerin ilişkilerinden elde etmeyi bekledikleri kazanımların, devam eden ilişkilerinde elde ettikleri kazanımlardan yüksek olması ile sağlanır. Sadece yüksek kazanımlar elde etmek değil, çiftlerin düşük beklentileri olması da ilişkilerinden yüksek doyum elde etmelerini sağlar (Arriga, 2001). Çiftlerin evliliği devam ettirmesi ile ilişkilerinden aldıkları doyum birbiri ile ilişkilidir ve çiftler evliliklerinde yeterli doyum bulamıyorlarsa evlilik dışı ilişkilere yönelme olasılıkları da artar (Eskin M, 2012). Eşlerin cinsel yaşam memnuniyeti evlilik doyumunu etkileyen önemli bir faktördür (Çağ ve Yıldırım, 2013). Evliliklerinde cinsel doyumsuzluk yaşayan erkeklerin eşlerini cinsel aldatma olasılığı artarken, kadınların eşlerini aldatma olasılığı, eşlerinden gerekli duygusal desteği göremediğinde artmaktadır (Gloss ve Wright (1992). Aşkın ve duyguların ifade edilmediği evliliklerde, kadınlar kendilerinin evlilik dışı ilişkiler yaşayabileceklerini belirtmişlerdir (Buss ve Shocelford, 1997). Evlilik doyumuna ulaşamayan kadınların daha fazla aldatma isteği içerisinde oldukları ve cinsel istismar yaşayanların ise daha az cinsel doyuma ulaştıkları görülmüştür (Whisman,M.,A.; Snyder, D.,K., 2007).

Buss ve Shocelford (1997), çiftlerin aldatmaya olan yatkınlığı üzerinde yaptığı çalışmada cinsel yaşamlarında mutsuz olduğunu belirten erkeklerin flört ya da kısa süreli ilişkiler gibi evlilik dışı ilişkiler yaşama olasılığının daha fazla olduğunu, evliliklerinde mutsuz olan kadınların ise eşlerinin evlilik dışı ilişkiler yaşayabileceklerine dair beklentilerinin yüksek olduğunu belirtmiştir. Benzer olarak evliliklerinde mutsuz olduğunu belirten kadınların kocaları ise, eşlerinin evlilik dışı ilişkiler yaşamaları olasılığı olduğunu ifade etmişlerdir. Eşlerin evlilik doyumunu etkileyen faktörlerden birisi olan iletişim sıkıntıları arttıkça evlilik doyumu azalmaktadır (Eskin,2012). Evli çiftler arasındaki zayıf iletişim ve zayıf duygusal destek ise aldatma riskini arttır (Allien ve ark, 2005).

CINSEL ISTISMAR Alan yazın incelendiğinde aldatmanın nedenlerinden birisinin de çocukluk yıllarında yaşanan 238cinsel istismar olduğu görülmüştür (Whisman ve ark. 2007). Ayrıca uzun süreli cinsel partnerleri olanlarda aldatma oranı daha yüksekken, cinsel istismara maruz kalmış kadınlarda bu oran daha fazla ve yoğun yaşanmaktadır. Whisman ve arkadaşlarının yaptığı çalışma cinsel istismar yaşamış bireylerin cinsel istismar geçmişinin aldatmayla ilişkisini incelenmektedir. Araştırmanın sonucuna göre istismar yaşamış kadınların cinsel aldatma risklerinin istismar yaşamamış kadınlara oranla 2.9 ve 4.4 daha fazla olduğu görülmüştür.

BAGLANIM Rusbult (1983), çiftlerin ilişkilerini devam ettirmesinde önemli rol oynayan bağlanımın, ilişkiden alınan doyum, alternatiflerin çekiciliği ve ilişkiye olan yatırım ile ilişkili olduğunu, ilişkiden alınan doyum ve ilişkiye olan yatırım arttıkça, alternatiflerin çekiciliğinin azaldığını, bağlanımının da arttığını belirtmiştir. Bu modele göre güçlü bağlanım bireylerin ilişkilerini sürdürme kararlarını da belirleyecektir (Rusbult, 1983: Akt; Büyükşahin). İmpet ve ark. (2001), Rusbolt’ ın çalışmaları ile tutarlı olarak ilişkide bağlanımın önemli belirleyicilerinin doyum, alternatiflerin çekiciliği ve ilişkiye olan yatırım olduğunu belirtmiş, ilişkiden alınan doyumun kadınlarda ve erkeklerde alternatiflerden ve yatırımdan daha çok bağlanımda belirleyici olduğu sonucuna varmışlardır. Bağlanımın ilişkili değişkenleri göz önünde bulundurulduğunda ise yüksek bağlanım düzeyinin aldatma olasılığını azalttığı açıkça görülmektedir.
Owen ve arkadaşları (2013) ilişkiden duygusal ve fiziksel anlamda uzaklaşmanın ilişki kalitesinin düşüklüğü, kişilerarası bağlılığın azlığı ve aldatma oranının yüksekliği ile bağlantılı olduğunu ve bu bağın yaş, cinsiyet, maddi gelir, dindarlık ve bağlanma şekilleri gibi birçok değişkenden etkilendiğini belirtmişlerdir.
DİNE BAĞLILIK Bağlılığa ek olarak, dindar olmanın aldatmayı anlamayla lişkisinin olması muhtemeldir. Dine bağlılık, kilise ziyaretleri, incilden kutsal bilgileri takip etme ve aldatma eğilimi arasında negatif bir ilişki vardır (Burdette, Ellison, Sherkat ve Gore, 2007).
Aldatma ile dine bağlılık arasındaki ilişki üzerine yapılan çalışmalarda ise dine bağlılığı düşük olan kişilerin daha çok aldatma davranışı gösterdikleri belirtilmiştir (Whisman, Gordon ve Chatav, 2007). Whisman ve arkadaşları (2007) büyük bir araştırma evreni oluşturularak, yaş aralığı 15-44 olan 10,847 evli kadınla yaptıkları çalışmada aldatmanın yaygınlığı ve cinsel aldatmanın yordayıcıları üzerinde durmuşlardır. Bu çalışmanın sonucuna göre Afrikalı Amerikalı kadınlarda cinsel aldatma olasılığı artarken, dindarlığın azalığı görülmektedir.

8c998a8048515cd6a5171617ff17ddbdBAGLANMA STILI Aldatma ile ilişkili bir diğer değişken olarak ele alınan bağlanma ise bireyin yetişkinlik yaşamında da romantik ilişkileri dâhil olmak üzere birçok alanı etkilemektedir (Solmuş, 2008). Araştırmalarda, güvensiz bağlanma stiline sahip bireylerin aldatma davranışını gösterme olasılığının fazla olduğu ( Jeanfreau, 2009), ve bu bireylerin ilişkilerinin boşanma ile sonuçlanma olasılığının daha fazla olduğu belirtilmiştir
( Campbell, 2009). Güvensiz bağlanma kaygılı ve kaçınan bağlanma olmak üzere ikiye ayrılır. Her iki tip bağlanma biçiminde de romantik ilişkilere yönelik tutumlar farklılık göstermektedir. Kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler romantik ilişkilerinde terk edilme korkusu, kıskançlık ve güvensizlik göstermektedir. İlişkilerinin sona ermesine karşı aşırı duyarlıdırlar, bu duruma hipervijilans adı verilmektedir. Kaçınan bağlanma stiline sahip bireyler ise bağlanmadan korkan kişilerdir, birilerinin ona bağlanmış olması bu bireyleri tedirgin eder. İlişkilerine yaptıkları yatırım sınırlıdır (Solmuş, 2008). Kaçınan bağlanma stiline sahip bireylerin tek gecelik cinsel ilişki yaşama olasılığı diğer bağlanma stiline sahip bireylere oranla daha fazladır (Birnbaum ve ark,2006: akt; Solmuş,2008). Güvenli bağlanma stiline sahip bireylerin ilişkiye olan bağlılıklarının fazla olması, doyum düzeylerinin yüksek olması ve ilişkilerine daha çok yatırım yapmaları (Crowell ve Treboux, 1995) bu bireylerin aldatma olasılıklarının diğer bağlanma stillerine göre neden daha düşük olduğunu açıklamaktadır.

İlişkilerini enine boyuna irdelemeyen, ilişkinin gelişimi ile ilgili fiziksel adımları çok iyi düşünmeyen ve hesaplamayan, bu konuda mantıklı karar vermeyen bireylerin daha fazla evlilik dışı birliktelik yaşadığı görülmüştür. Bu yüzden duygusal karar verme yetisi evlilik dışı birliktelik yaşama konusunda iyi bir öngörü olamaz sonucuna varılmıştır (Owen ve ark., 2013). Potansiyel olarak ilişkileri ile ilgili çok daha mantıklı bir karar verme süreci geçiren bireylerin ilişki dışı birlikteliklerle ilgili var olan ilişkilerine yönelik daha iyi bir anlayışa sahip oldukları görülmüştür (Owen,2013).

Mattingly ve arkadaşları (2010), yaptıkları araştırmada ilişki kalitesini oluşturan etkenlerin aldatma olasılığı açısından dini değerlerden daha güçlü olduğunu belirtmişlerdir.
Mattingly ve arkadaşlarının geleneksel olmayan üniversite öğrencileriyle yaptığı çalışmada bağlılık ve dindarlığın aldatma anlayışına yordayıcı olup olmadığı incelenmiştir. Bu çalışmaya göre aldatma çok boyutlu bir kavramdır. Ayrıca Mattingly ve arkadaşları ilişkinin kalitesi ve dindarlığın aldatma anlayışı ile bağlantısı olduğunu öne sürmüşlerdir. Özellikle aldatma göstergesi tam olarak belirli olmayan davranışların daha fazla tatmin, daha az alternatif ve daha yüksek bir dinsel inançla ilişkili olduğu kanısına varılmıştır. İlginç bir şekilde bu çalışma sonucu olarak belirli ve aldatmayı gösteren davranışların dindarlık ve dinle ilgili etkenlerle ilişkisinin olmadığı anlaşılmıştır.

Bununla birlikte bireylerin tutucu dini inançları onları evlilik dışı partnerleriyle zaman geçirdiklerinde evli çiftler arasındaki kutsal bağın tehdit altında olduğu anlayışına sahip olmaya iterken, dini inançları daha az olan bireyler ilişki dışında yaşadıkları birlikteliklerin evliliklerine zarar vereceğini daha az düşünmektedirler. Ancak ilişkinin doğasına bakmaksızın ya da dini inanca bakmaksızın bireyler eşlerine evlilik /ilişki dışı yaşadıkları partnerleriyle ilgili yalan söylemeyi ahlaksızlık ve aldatma olarak algılamaktadırlar.
İlişkiye ve partnerine bağlı bireyler sadakatsiz olmak ve bu tarz davranış içerisine girmek konusunda isteksizdirler çünkü bu onların sevgiyle el üstünde tutulan ilişkilerine zarar verecektir (Mattingly ve arkadaşları, 2010).
Evrimsel teori merkezli araştırmalar gösteriyor ki kadın ve erkeklerin cinsel ve duygusal aldatmaya karşı verdikleri tepkiler değişmektedir, ancak araştırmalar kadın ve erkeklerin partnerlerinin farklı bir aldatma şekline benzer ya da farklı bir şekilde cevap verip vermediklerini incelememişlerdir (Wade, Kelley, Church, 2012).
Wade ve arkadaşları (2012) yaptıkları bir araştırmada eşleri en çok üzen aldatma şeklinin cinsel birlikteliğin olduğu aldatma şekli olduğunu belirtmişlerdir. Erkekler cinsel aldatma hamilelikle sonuçlandığında çok daha fazla üzülmektedirler.

Kaynaklar
Abraham, T, W.,Cramer, E, R., Fernandez, M, A., Mahler, E. (2001). İnfildelity, race and gender: an evolutionary perspective on asymmetries in subjective distress to violations of trust. Current Psychology: Developmental , Learning ,Personality , Social Winter, 20 (4), 337-348
Allen,S, E.,Atkins, C, D., Baucom, H, D., Snyder, K, D., Gordon, C, K.,Glass, P, S. (2005). Intrapersonal, ınterpersonal, and contextual factors in engaging in and responding to extra marital ınvolvement. Clınıcal Psychology: Scıence And Practıce, 12 ( 2), 101-130
Atwood, D.J., Seifer, M. (1997). Extramarital affairs and constructed meanings: a social constructionist therapeutic approach. The American Journal of Family Therapy 25 (1), 55-75
Arriga, X.B. (2001). The ups and downs of dating: fluctiations in satisfaction in newly formed romantic relationship. Journal of Personality and Social Psychology Bullettin, 80 (5), 754-765.
Betzig, L. (1989). Causes of conjugal dissolution: a cross-culturalstudy. Current Anthropology, 30, 654–676.
Becker, G., 1991. A Treatise on the Family, Enlarged ed. Harvard University Press, Cambridge.
Birnbauum, G. E., Reis, H. T., Mikulincer, M., Gillath, O., Orpaz, A.(2006). When sex is morethanjustsex: Attachment orientations, sexual experience and relation ship quality. Journal of Personality and Social Psychology, 91 (5), 929-943
Blow, J. A. Hartnett, K. (2005). Infidelity in committed relationships I: A methodological review. Journal of Marital and Family Therapy, 31 (2), 183-216.
Burdette, A.M., Ellison, C.G., Sherkat, D.E., Gore, K.A. (2007). Are there religious variations in marital infidelity? Journal of Family Issues, 28, 1553-1581.
Buunk, B. (1987). Conditions that promote break-ups as a consequence of extradyadic involvements. Journal of Social and Clinical Psychology, 5, 237–25
Buss, M, D.,Shackelford, K, T. (1997). Suspect ability to Infidelity in th e first year of marriage. The Journal of Research in Personality, 31, 193-221
Büyükşahin, A. (2007). Yakın ilişkilere bağlanım: bilişsel ve davranışsal olarak ilişkiyi sürdürme mekanizmaları. Türk Psikoloji Yazıları, 10 (19) 55-75
Campbell, A. M. (2009). How selected perosnality factors affected the relationships between marital satisfaction, sexual satisfaction and infidelity. Yayınlanmamış doktora tezi. Lousiana Tech University
Choi, K.,Catania, J. A., &Dolcini, M. M. (1994). Extra marital sex and HIV risk behavior among US adults: Results from the national AIDS behavioral survey. American Journal of PublicHealth, 84, 2003–2007.
Crowell, J. A.,Treboux, D. (1995). A rewiev of adult attachment measures: İmplications for theory and research. Social Development,4 294-327
Çağ, P., Yıldırım, İ.(2013). Evlilik doyumunu yordayan ilişkisel ve kişisel değişkenler. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 4 (39), 13-23
Demirtaş,T, E., Tezer, E. (2013). Aldatmaya yönelik niyet ölçeğinin türkçe uyarlaması: geçerlik ve güvenirlik çalışmaları. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 4(39), 37-45
Eskin, M. (2012). Evlilik terapisi için başvuran çiftlerin evlilik doyumu ve evlilik terapisiyle hakkındaki görüşleriyle ilişkili etmenler. Klinik Psikiyatri, 15: 226-237
Impett, A. E.,Beals, K. P.,Peplau, A.L. (2001). Testing the ınvestment model of relationship commitment and stability in a longitudinal study of married couples. Current Psychology: Developmental ,Learning ,Personality , Social Winter, 4(20) 20312–326.
Jeanfreau, M. M. (2009). A qualitative study investigating the decision, making process of women, participation in marital infidelity. Yayınlanmamış doktora tezi. Kansas State Unıversity
Glass, S. P.,& Wright, T. L. (1977). The relationship of extramarital sex, length of marriage, and sex differences on marital satisfaction and romanticism: Athanasiou’s data reanalyzed. Journal of Marriageand the Family, 39, 691–703.
Green, M.J., Sabini, J.(2006). Gender, socio economic status, age, and jealousy: Emotional responses to infidelity in a national sample. Emotion, 6(2), 330-334. doi: 10.1037/1528-3542.6.2.330
Glass, S. P.,& Wright, T. L. (1985). Sex differences in type of extra marital involvement and marital satisfaction. Sex Roles, 12, 1101–1119.
Kuroki, M. (2013). Opposite-sex coworkers and marital infildelity. Economic Letters,118, 71-73
Lusterman, D. (1997). Repetitive infidelity, womanizing and Don Juanism. In R. F. Levant & G. R. Brooks (Eds.), Men and sex: New psychological perspectives. New York: Wiley, 84–99
Mattingly, B.A., Wilson, K., Clark, E.M., Bequette, A.W., Weidler, D.J. (2010). Foggy faithfulness: Relationship quality, religiosity, and the perceptions of dating infidelity scale in an adult sample. Journal of Family Issues. 31 (11) 1465-1480.
McKinnish, T.G.(2007) . Sexually-integrated work places and divorce: another form of on-the-jobsearch. Journal of Human Resources 42, 331–335
Rusbult, E. C.(1983). A longitudinal test of theinvestment model: The development (and deterioration) of satisfaction and commitment in heterosexual involvements. Journal of Personality and Social Psychology, 45(1)
Spanier, G. B.,&Margolis, R. L. (1983). Marital separation and extramarital sexual behavior. Journal of Sex Research, 19, 23–48
Svarer, M. (2007). Working late: do work place sex ratios affect partnership formation and dissolution? Journal of Human Resources 42, 583–595.
Takahashi H.,Matsuura, M., Yahata, N., Koeda, M., Suhara, T., Okubo, Y. (2006). Men and women show distinct brain activations during imagery of sexual and emotional infidelity. NeuroImage, 32, 1299–1307
Treas, J.,& Giesen, D. (2000). Sexual infidelity among married and cohabitating Americans. Journal of Marriage and the Family, 62, 48–60
Træen, B.,& Stigum, H. (1998). Parallel sexual relationships in the Norwegian context. Journal of Community and Applied Social Psychology, 8, 41–56
Owen, J., Rhoades, G.K., Stanley, S.M. (2013). Sliding versus deciding in relatinships: Associations with relationship quality, commitment, and infidelity. Journal of Couple and Relationship Therapy, 12, 135-149
Vaughn, M.j., Baier, M.E. (1999). Reliability and validity of relationship assesment
scale. American Journal of Family Theraphy, 27, 137-148.
Wade, T.J., Kelley, R., Church, D. (2012). Are there sex differences in reaction to different types of sexual infidelity? Psychology, 3 (2) 161-164. doi: 10.4236/psych.2012.32024.
Whisman, M., Gordon, K.C., Chatav, Y. (2007). Predicting sexual infidelity in a population-based sample of married individuals. Journal of Family Psychology, 21(2), 320-324. doi: 10.1037/0893-3200.21.2.320.